ru indi. Rüzgarın sesi Asya'nın kulağını sıyırdı. G
doğru çekti. Fırat'ın kalın parmakları Asya'nın saç uçlarını yalayarak b
gece elbiseleri ve smokinler içindeki insanlar, elit bir yardım ge
olu ifadeyi görünce midesine kramplar girdi. Rezilliği artık s
"Güvenlik! Buraya gelin! Karım sinir krizi geçiriyor! Aklını kaçırdı, onu hemen b
en ona yardım edin!" diye sahte bir çığlık attı. Asya'yı del
revlisi kalabalığı yararak hızla onlara doğru
urgasını dikleştirdi. Göğsünü ileri çıkardı. Gözlerindeki o s
!" dedi, kelimeleri birer mermi gibi fırlatarak. "Ama bu adamın son bir yı
ndı. "Kredi kartlarımı iptal etmesi, beni evde hapis hayatı yaşamaya zorlaması, kendi a
ı ve cesur itirafları, Fırat'ın "deli" yalanını anında çürütmüştü. İnsanların Fı
acak gibi oldu. İleri atıldı. "Kapat o çeneni!" diye bağırarak Asya
aşmıştı. Biri sağından, diğeri solundan Asya'nın koll
ede, havada siyah bir gölge belirdi. Gümüş bir kurt başı kabzası o
de, Fırat'ın uzanan koluna şiddetle çarptı. Fırat acıyla
k görevlilerinin arasından ağır adımlarla öne çıktı. Bembeyaz saçları, di
ert bakış attı. İri yarı adamlar o bakışı gördükleri an ellerini hı
k karşısındaki adamın Beyazıt ailesinin en yetkili ismi olduğunu fark
nin içine bakarak, "Beyazıt malikanesinin sınırları içinde, hiçbir kaba kuvvete ve
ladınız. Bu sadece küçük bir aile içi mesele. Karım biraz rah
ldi. Fırat'a sırtını döndü. Asya'ya doğru yöneldi. Yüzünde
"Sultan Beyazıt Hanımefendi, Köprülü Hanım'ı özel salonda kahve
ve çok sert bir tokat gibiydi. Yusuf Bey ona "Yılmaz Hanım" de
İstanbullu elitler için Sultan Beyazıt'ın özel odasına
teye girebilmek için Fırat'a yapmadığı şaklabanlık kalmamışt
bir şaşkınlık belirtisi yoktu. Yusuf Bey'e
i. Fırat'a baktı. Gözlerinde ne öfke ne de nefret vardı. Sa
ine battı. Ama Yusuf Bey'in o ezici varlığı karşısında
ona saygıyla yol verdi. Başını dik tutarak, özel salo
/1/119546/coverbig.jpg?v=0d9ff508b160d3e108a155ddd21c5822&imageMogr2/format/webp)