icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı

Bölüm 5 

Kelime Sayısı: 555    |    Yayın tarihi: 23/07/2026

Aksoy

Sonra parmağımı kaydırı

oktu. Dolaba yürüdüm. Selin'in benim için hazırladığı,

çinden, dışarıdan eski bir oyun konsoluna benzeyen ama içi tamamen modi

ce birkaç saniye sürdü. O bilinmeyen numaranın kaynağ

ibi oldu. Düşman değildi ama t

atlanmadım. Bir hayalet gibi koridorlarda dolaş

giydim. Siyah bir şapka taktım. Kömür'ü odada bırakıp, arka kapı

dan bir taksiye bindim

n gördüm. Altın çerçeveli gözlükleri ve temiz yüzüyle takım elbiseli

m. Garson geldiğinde menüye bakmad

r nefes aldı. Sonra o bitm

a cevap vermiyorsun? Öldün sandım! O la

aldım. Başımın sol

Başım ağrıyor. Ve hayı

a ciddileşti. Sesin

Levent'i aramalıyız! Bu krizler gidere

dırıp onu

bir şey konuşmak

tablet çıkardı. Masanın

din

dı. Bir adamın vesikalık fotoğrafı. Altın

i. İstanbul Havalimanı güvenlik kamerasından alınmış bulanı

ım buz kesti. Bu adam... İki yıl önce kend

. "O patlamadan kimse sağ çıka

aşını

ğiştirmiş. Ama biometrik veriler eşleşiyor. O, geri döndü. Ve tah

di. Onun dönmesi, peşimde

alıp omuzlarım

almamız gerekebilir. Eğer o adam

baktı. Elleri masanı

en bir müdahale seni tamamen fe

imdeki o karanlık, soğuk

a. Ölmek, onun elin

a ka

gileri bana gönder. Ve şu adamın peşi

aşını

. Burası artık seni

aktım ve kafeden çıkıp ka

ım gibi sessizdim. Kimse

osyayı açtım. Aksoy Holding'in o karmaşık para t

tehlikeli bir parıltı vardı. Madem ölüm peşimdeydi, o gel

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı
Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı
“On yedi yıllık Ege sürgününün ardından, gösterişli bir Maybach beni İstanbul'daki devasa Aksoy yalısına geri getirdi. Ama babam Kenan Aksoy'un beni geri çağırma sebebi asla sevgi değildi. Yalının kapısından girer girmez, tüm hizmetçilerin önünde bana içinde muska yüzen bulanık, iğrenç bir su içirmeye kalktı. Doğduğum gün annem öldüğü için bir falcının lafına inanıp beni "uğursuz" ilan etmiş, kendi kanından olan kızını yıllarca bir sahil kasabasına atmıştı. Şimdi ise beni bu batıl saçmalıklarla "temizleyip" ailesine layık hale getireceğini sanıyordu. Üvey annem Selin ve o kusursuz kızı Ceren, bana ve köpeğim Kömür'e birer çöpmüşüz gibi bakıyorlardı. "Burası senin Ege'deki kulüben değil, kurallara uyacaksın," diyerek beni ezmeye, bu evde sadece bir sığıntı olduğumu kafama vura vura öğretmeye çalışıyorlardı. Benim, taşradan gelmiş, korkak ve itaatkâr bir zavallı olduğumu düşünüyorlardı. Beni kolayca sindirip holdingin varisliğinden uzak tutabileceklerinden o kadar eminlerdi ki, midem bulanıyordu. Ama hiçbiri benim o çaresiz küçük kız olmadığımı, arkamda son teknoloji bir siber güvenlik ekibi bulunduğunu ve aslında uluslararası bir ölüm ordusunun peşinde olduğu efsanevi "Şafak" olduğumu bilmiyordu. Bardağı es geçip parmağımı doğrudan babamın yüzüne doğrulttum ve annemin ölümüne onun saçmalıklarının sebep olduğunu yüzüne haykırdım. Ceren'e ise bu evde sadece bir misafir olduğunu hatırlatıp, hakkım olan her şeyi almaya geldiğimi söyledim. Sonra odama çekildim ve beni dijital ağlarda umutsuzca takip etmeye çalışan, İstanbul'un en tehlikeli adamı Hakan Demirören'in arkadaşlık isteğini soğukkanlılıkla kabul ettim. Bu sahte aileyle ve peşime düşen karanlık adamlarla oynayacağım asıl oyun, işte şimdi başlıyordu.”