“Narkozun etkisi yoğun bir sis gibiydi. Ama sesler bu sisi delip geçiyordu. "İyi olacak mı?" Bu ses, yükselen bir müzisyen olan sevgilim Mert'e aitti. "İyi olacak. Sana bir böbreğini verdi Mert, ameliyat sonrası ağrısıyla başa çıkabilir." Bu da yeni menajeri Yasemin'di. Kanım dondu. Bir böbrek. Onun hayatını kurtarmak için böbreğimi bağışlamış, üç işte çalışmış, tablolarımı satmış, aile bağlantılarımı kullanmıştım. Hepsi onun hayali içindi. Sonra dünyamı başıma yıkan o sözler geldi. "O iyi bir basamaktı Mert. Seni olman gereken yere getirdi. Ama sen bir yıldız olmak üzereyken sana yapışan hasta, yorgun bir ressamla uğraşamazsın. Senin ihtiyacın olan... Yasemin'in Ninnisi." Yasemin'in Ninnisi. Bizim ninnimiz. Çocukluğumdan kalma, sadece onun için yeniden bestelediğim o çok özel melodi. Bizim şarkımızı ona vermişti. Sadece böbreğimi almamıştı; sanatımı, güvenimi, her şeyimi çalmıştı. Hastaneye ucuz güller ve bir kamera ekibiyle gelip halka açık bir şekilde evlenme teklif ettiğinde bile her şey sahteydi. Yasemin bir hastalık numarası yaptı ve o beni terk edip onun yanına koştu, sadakatini herkesin görmesini sağladı. Sevdiğim adam bana ihanet etmişti. Sadece sanatımı çalarak değil, fedakarlığımı metalaştırarak, beni bir basamak olarak görüp bir kenara atarak. Kalbim oyulmuş bir boşluktu. Ama o boşluğun içinde, soğuk, sert bir öfke yanmaya başladı. Beni sadece bir basamak sanmıştı. Ne kadar yanıldığını çok yakında anlayacaktı. Telefonuma uzandım, rakip plak şirketinin başındaki Demir'in adını buldum. "Demir," dedim, sesim boğuk ama kararlıydı. "Ben Selin. Sana bir teklifim var."”