icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon
closeIcon

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç

Kadınlara Yönelik için Çağdaş Kitaplar

En Çok Satanlar Devam Eden Tamamlanmış
Cehennem Vârisi: İmparatorluğumu Geri Almak İçin Azaptan Çıktım

Cehennem Vârisi: İmparatorluğumu Geri Almak İçin Azaptan Çıktım

Zeynep, kendisini en çok sevmesi gerekenler tarafından ihanete uğradı. Kendi anne babası, sevgili evlatlık kızlarını hak ettiği cezadan kurtarmak için Zeynep'i adeta cehenneme gönderdi—hayatta kalmanın acımasızlık gerektirdiği, zayıflığın ölüm anlamına geldiği kötü şöhretli bir hapishaneye. Dört yıl sonra, o demir kapılardan içeri giren kız artık yoktu. Çıktığında ruhuna kazınmış tek ve sarsılmaz bir kural vardı: Her ihanetin bedeli on katıyla ödenecekti. Özgürlüğüne kavuştuğu gün, dünya titredi. Yol boyu lüks arabalar sıralandı. Sadık takipçilerden oluşan bir lejyon, onun muzaffer dönüşünü bekliyordu. Babası, sessizliğini parayla susturmaya çalıştı. Ama para, uzun zaman önce onun üzerindeki etkisini yitirmişti. Evlatlık kız kardeşi, tatlı sözler ve sahte nezaketin arkasına saklanıyordu. Ama boş gülümsemeler artık onu kandıramıyordu. Bir zamanlar elinden alınan her şey, parça parça geri alınacaktı. Ailesi, evlatlık kızlarını şehrin en korkulan adamına sunarak onunla bağ kurmaya çalıştığında, Zeynep'in dudakları soğuk bir tebessümle kıvrıldı. "Buna izin vermem." Arkasında efsanevi bir hacker, gölgelerdeki müttefikler ve onun için dünyayı yakmaya hazır bütün bir hapishane ile Zeynep, düşmanlarını dehşet verici bir hassasiyetle yok etti. Sonra zorba onu fark etti. "İlginçsin," dedi. "Benim kadınım ol, şehir senin olsun." Zeynep, etkilenmemiş bir şekilde kaşını kaldırdı. "Beni sahiplenmek mi istiyorsun? Önce benden sağ çık." Yüksek sosyete onların savaş alanına dönüştü. Güç ile arzu çarpıştı. Hırs, saplantı ile çatıştı. Bu acımasız hakimiyet ve baştan çıkarma oyununda, sadece biri önce diz çökecekti. Bir zamanlar cehennemde terk edilen kız, ateş ve intikamla taçlanarak küllerinden doğdu—Ve sonunda, şehirdeki en korkulan hükümdar bile, hem cehennemi hem de kendisini fetheden kadına imparatorluğunu sunarak eğilecekti.
İstenmeyen Eski Eş: Dünyanın Peşinden Koştuğu Dahi

İstenmeyen Eski Eş: Dünyanın Peşinden Koştuğu Dahi

Üç yıl boyunca Kaya ailesinin Boğaz'daki yalısında, sosyetenin alay konusu olan, sesi soluğu çıkmayan köylü kılıklı sünepe gelin bendim. Kocam Kerem beni sosyetik güzeli Melis'le aldattığında ve boşanma protokolünü önüme koyduğunda tek kuruş nafaka istemedim. Adliye koridorunda, üzerimdeki bol trençkot ve kalın kemik gözlüklerimle bana iğrenerek baktı. "Sokaktan topladım seni! Dua et ki seni tek kuruşsuz sokağa atmakla yetiniyorum!" diye bağırdı herkesin içinde. Metresi Melis ise koluna girip sahte bir acımayla, sokakta kalmamam için bana eski dairesinin anahtarını teklif etti. Onlar için ben, sadece Kaya ailesinin lütfuyla yaşamış ve şimdi kapının önüne konulan bir çöptüm. Kerem, beni bu şehirde bir kuru ekmeğe muhtaç edeceğine yemin ederken, içimden sadece gülmek geliyordu. Bilmedikleri şey şuydu; ben o yalıdaki aşağılanmalara sadece anneme yardım eden babaannesine olan vefa borcum için katlanmıştım. Son imzayı atıp tuvaletteki aynanın karşısına geçtiğimde, o demode gözlükleri çöpe fırlattım ve saçlarımı açtım. Üç yıllık esaret bitmiş, hesap tamamen kapanmıştı. Kerem, metresi Melis'in ölümcül karaciğer yetmezliğini tedavi ettirebilmek için yeraltı tıp dünyasının mutlak hâkimi "King"in açtığı atış yarışmasını kazanmak zorundaydı. O gece, üç yıldır kapalı olan şifreli bilgisayarımı açtım, kan kırmızısı rujumu sürdüm ve karanlık ağa giriş yaptım. Kerem'i tam da en güvendiği, en kibirlendiği o poligonda, herkesin gözü önünde ezip geçecektim. Oyun asıl şimdi başlıyordu.
Gizemli Tasarımcı: Eski Nişanlım Şimdi Bana Yalvarıyor

Gizemli Tasarımcı: Eski Nişanlım Şimdi Bana Yalvarıyor

Asya, altı haftalık hamile olduğunu öğrendiği o gün, müjdeyi vermek için heyecanla eve koşmuştu. Fakat yatak odasının kapısını araladığında, kendi seçtiği beyaz saten çarşafların üzerinde hayat arkadaşı Murat ile üvey kardeşi Selin'i birbirine dolanmış halde buldu. Selin, hiçbir utanma belirtisi göstermeden yorgana sarıldı ve kendi düz karnına dokunarak asıl bombayı patlattı. "Ben Murat'ın çocuğunu taşıyorum. Üstelik baban seni aileden çoktan attı, sen artık bir hiçsin." Şok ve ihanetle nefesi kesilen Asya, o iğrenç evden kaçmak isterken merdivenlerden yuvarlandı. Bacaklarının arasından süzülen ılık kan, özenle sakladığı ultrason kağıdını kızıla boyarken, Murat ve Selin ona yardım etmek yerine sadece soğukkanlılıkla izlediler. Beş yıl boyunca, o soğuk mermer zeminde kaybettiği bebeğinin acısı ve en sevdikleri tarafından bir çöp gibi sokağa atılmanın nefreti kalbinde buzdan bir duvara dönüştü. Neden kendi ailesi ona bu kadar acımasızca sırt çevirmişti ve yıllarca sevdiği adam nasıl bu kadar omurgasız olabilirdi? O gün kanlar içinde karanlığa gömülürken, bu ihanetin bedelini onlara on katıyla ödeteceğine yemin etmişti. Şimdi, beş yılın ardından, eserleri milyon dolarlara satılan dünyaca ünlü gizemli mücevher dehası "Usta Y" olarak İstanbul'a geri dönmüştü. Üstelik yanında, hayatını kurtardığı küçük bir çocuğun babası olan, İstanbul'un en güçlü ve tehlikeli adamı Kaan Beyazıt vardı. Kaan, sosyetenin ortasında Asya'nın belini sahiplenici bir şekilde kavrayıp eski nişanlısının ve üvey kardeşinin gözlerinin içine baka baka fısıldadı: "Benimle sahte bir nişanlılık oyunu oyna, karşılığında sana o şirketi ve intikamını altın tepside sunayım."
Kopmuş Bir Bağın Yaraları

Kopmuş Bir Bağın Yaraları

Sevgili okurlar, kitabımız artık günlük güncellemeleriyle yeniden sizlerle! Serra'nın, kocası Tarık'ın yüreksizin biri olduğunu anlaması tam üç uzun yılını aldı. Tanıdığı en soğuk, en kayıtsız adamdı. Ona asla gülümsememiş, onu bir an olsun gerçek bir eş gibi bile görmemişti. Üstüne üstlük, Tarık'ın gözünü diktiği kadının dönüşü, Serra'ya getirdiği tek şey boşanma belgeleri oldu. Serra'nın kalbi kırıldı. Evliliklerini kurtaracak son bir şansları olup olmadığını umutla sordu: "Sadece bir şey soracağım, Tarık. Hamile olduğumu söylesem, yine de beni bırakır mıydın?" Hiç tereddüt etmeden yanıtladı: "Kesinlikle!" Onun gözünde hiçbir değeri olmadığını nihayet anlayan Serra, pes etmeye karar verdi. Kırık kalbiyle hasta yatağında uzanırken, boşanma belgelerine imzasını attı. Ancak beklenmedik bir şekilde, bu çiftin hikayesi burada sona ermeyecekti. Öyle ki, Serra boşanma belgesini imzaladıktan sonra, Tarık'ın gözlerindeki perde ansızın kalkmıştı. Bir zamanların duygusuz adamı, şimdi Serra'nın yatağının başında diz çöküp yalvarıyordu: "Serra, çok büyük bir hata yaptım. Lütfen benden boşanma. Senin için değişeceğime yemin ederim." Serra'nın dudaklarında hüzünlü bir gülümseme belirdi; ne diyeceğini, nasıl karşılık vereceğini bilemiyordu...