/1/107223/coverbig.jpg?v=8b55543e3fa4ab3a7817d0e7a5d27dc3&imageMogr2/format/webp)
Üç yıl önce Demir ailesi, Cem Demir’in sevdiği kadınla evlenme kararına şiddetle karşı çıktı ve ona gelin olarak Sibel Yılmaz'ı seçti. Cem onu sevmiyordu. Aslında, ondan nefret ediyordu. Evliliklerinin üzerinden çok geçmeden, Sibel rüyalarındaki üniversiteden davet aldı ve bu fırsatı hemen değerlendirdi. Üç yıl sonra, Cem’in sevdiği kadın amansız bir hastalığa yakalandı. Onun bu son arzusunu yerine getirebilmek için Sibel’i geri çağırdı ve önüne bir boşanma anlaşması koydu. Cem’in bu ani ve acımasız kararı Sibel’in kalbini derinden yaraladı. Yine de, onu özgür bırakmayı seçti ve boşanma belgelerini imzalayacağını söyledi. Ancak Cem, süreci kasıtlı olarak uzatıyor gibiydi. Bu durum Sibel’i şaşkınlık ve hayal kırıklığının ötesinde, derin bir bezginliğe sürüklüyordu. Artık Sibel, Cem’in bu kararsızlığının yarattığı belirsizlik tuzağına sıkışmıştı. Sibel onun bu tutarsız dünyasından kurtulup özgürlüğüne kavuşabilecek miydi? Yoksa Cem, nihayet aklı başına gelip kalbinin sesini dinleyecek mi?
Sibel'in bakış açısı:
Saatime bir kez daha baktım ve derin bir iç çektim. Uçaktan ineli bir buçuk saat olmuştu ve saati kaç kez kontrol ettiğimi saymayı bırakmıştım. Kocam Cem Demir ortalarda yoktu. Beni havaalanından alması gerekiyordu. Ama şu an muhtemelen sevgilisiyle birlikteydi. Bu düşünceyle başımı iki yana salladım, dudaklarıma acı bir gülümseme yerleşti. Ayağa kalktım, valizimi sürükleyerek havaalanından çıktım.
Cem ile üç yıl önce evlenmiştim. Düğünden kısa bir süre sonra, hayalini kurduğum yurtdışındaki üniversiteden kabul aldım. Programlarından birine kabul edilmiştim, bu yüzden okumak için ülkeyi terk ettim. Üç yıl boyunca birbirimizi hiç görmedik. Ben uzaktayken, o tüm zamanını gerçekten sevdiği kadınla geçiriyordu.
Şimdi eğitimimi bitirdim ve geri döndüm. Nominal evliliğimizi bitirmek istiyordum. Asla gerçekleşmeyecek hayallerin peşinden gitmeyi bırakmam gerektiğine karar verdim.
Eve giderken takside Cem'e bir mesaj gönderdim, "Konuşmamız lazım."
Kısa süre sonra, boş evimizin içinde duruyordum. Valizimi bir kenara bıraktım, oturma odasına geçtim. Kanepeye oturdum ve beklemeye başladım. Ev, yıllardır kimsenin yaşamamış olduğu hissini veriyordu; havası bile soğuk ve ıssızdı. Düğün fotoğrafımız hala duvarda asılıydı. Hem kırıcı hem de üzücüydü.
Telefonuma baktım. Cem'den hala bir mesaj yoktu. Bu gece eve gelmeyeceğini düşündüm.
Uzun bir süre öylece oturup düşüncelerime gömüldüm. Derken dışarıda bir arabanın durduğunu duydum. Yerimden fırladım; kalbim göğsümde deli gibi atmaya başladı. Duygusuz kocamdan hala bir şeyler mi bekliyordum? Belki. Belki de hayır. Ama son anda dişlerimi sıktım, titreyen ellerimi birbirine kenetledim. Kendime hatırlattım, 'Bunu bitirmek için buradayım.'
Kapı tokmağı döndü ve kapı açıldı. Cem ışıkları açtı ve koridora uzun bir gölge düştü. İçeri girdi. Kömür karası bir takım elbise ve kusursuz beyaz bir gömlek giymişti. Yorgun görünüyordu, ama bu keskin yüz hatlarını ve belirgin elmacık kemiklerini gizlemiyordu. Her şey hala aynıydı. Birkaç adım öteden bile hissedebileceğim o buz gibi aurasını hala yayıyordu.
Yaklaştıkça kalbim hızlanıyor, nefesim kısa kısa kesiliyordu. Ne kadar yakışıklı olduğunu unuttuğuma inanamıyordum. Ölümlü dünyaya ait olmayan bir varlık gibiydi; insanı sorgusuz sualsiz teslim olmaya zorlayan bir çekiciliği vardı.
Zaman onu daha olgun, bakışlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir adama dönüştürmüştü. Yanaklarımın kızardığını hissedince bakışlarımı başka tarafa çevirdim.
Soğuk bir ifadeyle kanepeye yürüdü ve oturdu. Ben de karşısındaki koltuğa geçtim.
Keskin ve sert bir bakış üzerime saplandı. İçgüdüsel olarak başımı eğmek istedim ama çenemi yukarı kaldırıp gözlerinin içine bakmaya zorladım kendimi. Onun derin, karanlık bakışlarında kendi yansımamı gördüm.
"Geri döndün." Her zamanki gibi ifadesiz ve soğuk bir tonla konuşmuştu. Onu bu kadar iyi tanımasaydım, bu ses beni çileden çıkarabilirdi.
"Evet," dedim, sesimi onunki kadar kayıtsız tutmaya çalışarak.
"Avukatım sana bir e-posta gönderdi." Konuşurken kravatını gevşetti. Kaslı göğsü gömleğinden dışarı çıkıyordu.
"Tamam, kontrol edeyim." Gerginlikle yutkundum, yüz ifademi olabildiğince nötr tutmaya çalıştım.
Telefonumu çıkarıp e-postayı açtım. Gelen kutusunun en üstünde iki kelime gözlerime çarptı: Boşanma anlaşması. Beklediğim bir şeydi ama yine de göğsüme bir bıçak saplanmış gibi hissettim. Acı keskin ve ani geldi. Minnettar olduğum tek şey, Cem'in neredeyse büyü gibi olan cazibesinden beni bir anlığına da olsa koparmasıydı.
"Pekala. İmzalayacağım." Telefonumu kenara koydum ve yakında eski kocam olacak adama baktım. Yakında artık bana ait olmayacaktı. Bayan Demir rolünü oynamak güzel bir deneyimdi. Ama bunun artık sona ermesi gerekiyordu. Bu adamı, Bay Demir'i, kendi dünyamdan çıkarmalıydım.
"Anlaşmayı okumak istemiyor musun?" diye sordu.
"Gerek yok. Eminim bay Demir eski eşini zor durumda bırakacak biri değildir." Zoraki bir gülümseme takındım. Eski eş. Yakında onun eski eşi olacaktım. Ama bu kadar keskin, bu kadar soğuk bir kelimeyi kabullenmeye gerçekten hazır olup olmadığımdan emin değildim.
"Bu Bahçe Sokağı'ndaki evi alacaksın. Ve şehir merkezindeki daireyi..."
"Ne zaman?" Cem'i böldüm.
"Ne?" Kaşlarını çattı ve sorgulayıcı gözlerle bana baktı.
"Belgeleri ne zaman imzalıyoruz?" diye yumuşak bir sesle sordum.
"Avukatımla bir randevu ayarlayacağım," dedi Cem, hafifçe çenesini eğerek.
"Peki. Aramanı bekleyeceğim."
Bir anlık sessizliğin ardından tekrar bana baktı.
"Rüya'nın durumu iyi değil. Sadece onun son isteğini gerçekleştirmek istiyorum," diye açıkladı.
Boğazımdaki düğümü yutarak yumruklarımı sıktım. Son isteğini gerçekleştirmek mi? Ne yüce bir adam. Ama bunu benim üzerimden mi yapmak zorundaydı? Pekala, bu konuda incinmeye hakkım olmadığını düşündüm. Sonuçta ben sadece sahte Bayan Demir'dim. Geçici biri.
"Anlıyorum." Sadece başımı salladım. Oysa içimde, yüzüne karşı haykırmak istediğim onca söz kaynayıp duruyordu.
"Başka bir şeye ihtiyacın olursa, avukatıma anlaşmaya eklemesini söylerim."
"Gerek yok. İçindekiler yeterli." Bir kez daha zayıf, tutunamayan bir gülümseme kondurdum yüzüme.
"Yarın Rüya'yı görmeye gel," dedi Cem ve ayağa kalkarak önümde volta atmaya başladı.
Ses tonu itiraza yer bırakmıyordu. Bu bir rica değildi; doğrudan verilmiş bir emirdi. Beni ne sanıyordu? Ve neden o kadınla görüşmem gerekiyordu? Acımın üzerine tuz mu basmak istiyordu?
"Bunu neden yapayım?" diye sordum, gülümsememi geri çekip ona bakarak.
"Boşanmamız yüzünden kendini suçlu hissetmesini istemiyorum. Ona başka birine aşık olduğunu söyle. Evliliğimizi bitirme kararımızın onunla hiçbir ilgisi olmadığını bilsin." Tam önümde durdu, gözlerimin içine baktı.
"Pekala."
Aslında reddetmek istiyordum. Ama nedense ona hayır demek bana her zaman zor gelmişti. Gözlerimin içine bakıp bir şey istemesi yetiyordu; ben de direnmeden teslim oluyordum.
"Teşekkürler. Yarın seni alırım."
"Zahmet etme. Sadece adresi mesaj at, ben orada olurum."
Cem bana son bir kez baktı, ardından arkasını dönüp gitti.
Uzaklaşan sırtını izlerken gözlerim doldu. Üç yıl boyunca evliliğimizi gizli tutmuştuk. Ailemiz ve yakın dostlarımız dışında kimse bilmiyordu. Birkaç ay önce, Cem ve Rüya'nın nişanlandığına dair haberler medyaya düştü. Üstelik Rüya'nın gelinlik denerken çekilmiş fotoğrafları da her yerdeydi. Ne mükemmel bir çift!
O fotoğraflara uzun geceler boyunca dalıp gittim ve her seferinde gözlerim otomatik olarak Cem'e kaydı. O zamanlar, umudumu kaybetmemem gerektiğini düşünürdüm. Onunla evli kaldığım sürece, bir gün bana aşık olabileceğine ve o zaman ilişkimizin gerçek olacağına inanıyordum. Onu seviyordum ve bu her şey için yeterliydi.
Çok daha sonra fark ettim ki, onun beni yalnızca geçici olarak değil, gerçekten ve karşılık vererek sevmesine de ihtiyacım varmış. Onun beni, benim onu sevdiğim kadar çok sevmesini istedim.
Son üç yılı onu bekleyerek geçirdim. Aramızdaki mesafeye rağmen ona sevgimi ve ilgimi göstermek için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ama karşılık olarak hiçbir şey alamadım. Bir gün uyandım ve gerçeğin yüzüme çarpmasına izin verdim.
O gün, yapışkan, muhtaç Sibel acı dolu bir ölümle yok oldu. Onun küllerinden ise bambaşka biri doğdu; öyle kalın bir zırhla kuşanmış bir Sibel ki, hiçbir kılıç, hiçbir mızrak onu delemezdi.
Valizlerimle birlikte odama çıktım ve kıyafetlerimi yerleştirdim. Sonra duş alıp geceliğimi giydim. Oda, ben ayrıldığım günden beri kimse dokunmamış gibi görünüyordu. Ne bir eşya yerinden oynamıştı ne de çarşaflarda en ufak bir kırışıklık vardı. Belli ki Cem bu odayı son üç yıldır hiç kullanmamıştı. Muhtemelen sevgilisi Rüya'yla başka bir yerde yaşıyordu.
Bu düşünce göğsümde ağır bir baskı yarattı. Biraz nefes almak için balkona çıktım. Ama beklemediğim bir şey gördüm: Cem'in arabası hala bahçedeydi. Neden gitmemişti? Sevgilisi Rüya'nın yanına koşması gerekmiyor muydu?
Arabaya dalgın dalgın bakarken telefonum çaldı. En yakın arkadaşım Tülin arıyordu. Aramayı açtım.
"Merhaba, Tülin!"
"Kızım! Hoş geldin!"
"Teşekkür ederim."
"Hala iş seyahatindeyim. Bugün havaalanına seni almaya gelemediğim için çok üzgünüm."
"Sorun değil. İş her zaman önce gelir."
"Bu dönüş kalıcı mı, yoksa ilk fırsatta yine çekip gidecek misin?"
"Sanırım şimdilik buradayım."
"Harika! O zaman gel bizim televizyon kanalında çalış!" dedi heyecanla. "Medya mezunusun, sesin harika, bir de çok güzelsin. Bu iş için birebirsin. İnsanlar seni sevecek. Ortama hemen uyum sağlarsın. Ne dersin?"
"Tamam."
"Cem ile konuştun mu?" Tülin'in sesi bir anda kısıldı; sanki nabzımı yokluyordu.
"Evet." Bir kez daha bahçedeki arabaya baktım.
"O adi kadınla ilgili konuştu mu?"
"Evet."
"Ne utanmaz bir herif! Sana ondan bahsetmeye nasıl cesaret edebilir?"
"Tamam, Tülin. Yarın Rüya'yı görmemi istedi ve ben de kabul ettim."
"Ne? Kocanı çalan o kadınla tanışmayı kabul mü ettin? Sen aklını mı kaçırdın, Sibel? O kadın Cem'i baştan çıkardı ve boşanması için teşvik etti. Neden enerjisini boşa harcıyor anlamıyorum. Demir ailesi, üç yıl önce Cem için onu onaylamamıştı. Şimdi ne değişti de fikirlerini değiştirdiklerini sanıyor?" Tülin hattın diğer ucundan adeta kükreyerek konuşuyordu.
"Her şeyi bir kenara koydum. Bu noktada, geçmişi geride bırakmak istiyorum." Hafifçe gülümsedim.
"Geçmiş mi? Sibel, sen onu hala seviyorsun, değil mi?"
Buna cevap vermedim. Tabii ki onu hala seviyordum. Onu sevmekten asla vazgeçmemiştim.
"Sibel!" Tülin'in bağırışı beni kendime getirdi.
"Yorgunum, Tülin. Yarın seni ararım, tamam mı? Görüşürüz."
Tülin'in itiraz etmesine fırsat vermeden telefonu kapattım ve derin bir nefes aldım. Cem'in arabası hala oradaydı ve yakın zamanda ayrılmayı planlıyor gibi görünmüyordu. Ama ne önemi vardı ki?
Birden yorgunluk üzerime çöktü. Odaya geri döndüm ve yatağa uzandım. Sırtüstü yattım, tavana baktım ve uykuya dalmayı bekledim. Birkaç dakika sonra birinin kapıyı çaldığını duydum.
Uykumdan silkinerek kalktım ve kapıyı açtım. Dışardaki Cem'di.
Hoşça Kal, Karşı Konulmaz Aşkım
Gorgeous Killer
Çağdaş
Bölüm 1 Boşanma İçin Geri Dönüş
03/02/2026
Bab 2 Rahatsızlık Hissi
03/02/2026
Bab 3 Beklenmedik Misafirler
03/02/2026
Bab 4 Açgözlü Bir Adam
03/02/2026
Bab 5 En Zeki Kız
03/02/2026
Bölüm 6 Dişsiz Bir Kaplan
04/02/2026
Bölüm 7 Evden Taşınmak İstiyorum
05/02/2026
Bölüm 8 Bir Kocanın Hakları
06/02/2026
Bölüm 9 Bilmeden Sevmek
07/02/2026
Bölüm 10 Birlikte Akşam Yemeği Yiyin
08/02/2026
Bölüm 11 Nafaka
09/02/2026
Bab 12 Aynı Yatakta Uyumak
09/02/2026
Bab 13 Evlilik Cüzdanı
09/02/2026
Bab 14 Uykusuz Bir Gece
09/02/2026
Bab 15 – Bir Öpücük
09/02/2026
Bab 16 Yüzüstü Bırakmak
09/02/2026
Bab 17 Uzlaşmaya Zorlanmak
09/02/2026
Bab 18 Ateşin Var
09/02/2026
Bab 19 Skandal
09/02/2026
Bab 20 İçki İçmek
09/02/2026
Bab 21 Bayılma
09/02/2026
Bab 22 Bir İlişkideymiş Gibi Davranmak
09/02/2026
Bab 23 – Bir Karmaşanın Ortasında
09/02/2026
Bab 24 Tekrar Geceyi Birlikte Geçmek
09/02/2026
Bab 25 Onu Sevmiyorum
09/02/2026
Bab 26 Gelinlik
09/02/2026
Bab 27 Mutluluklar
09/02/2026
Bab 28 Sarhoş
09/02/2026
Bab 29 Dün Gece Neler Oldu
09/02/2026
Bab 30 Benim Fiyatım
09/02/2026
Bab 31 Sen Paha Biçilmezsin
09/02/2026
Bab 32 Cadaloz Gibi Davranmak
09/02/2026
Bab 33 Sensin
09/02/2026
Bab 34 Merhem Sürme
09/02/2026
Bab 35 Kritik Durum Haberi
09/02/2026
Bab 36 Kristin Bayıldı
09/02/2026
Bab 37 İmzalamayacağım
09/02/2026
Bab 38 Çiçek Almak
09/02/2026
Bab 39 Senden Nefret Etmiyorum
09/02/2026
Bab 40 Boyaya Bulanmak
09/02/2026