/0/96716/coverbig.jpg?v=20260106221529&imageMogr2/format/webp)
Düğün provamdaydım, nişanlım Arda'nın karşısında, nikah masasında duruyordum. Evliliğimizin yılın olayı olması, iki köklü ailenin mükemmel bir birleşimi olması gerekiyordu. Sonra, müstakbel görümcesi Ceyda yere yığıldı. Arda, bir an bile bana bakmadan sandalye sıralarının üzerinden atladı, Ceyda'yı kucakladı ve beni tek başıma, herkesin içinde rezil olmuş bir halde bırakarak salondan dışarı fırladı. Saatler sonra nihayet sesli mesajı geldi. Sesi duyguyla boğuklaşıyordu ama bu duygu bana yönelik değildi. Ceyda'nın gizli bir kalp rahatsızlığı olduğunu ve on yıldır gizlice ona aşık olduğunu söyledi. Düğünümüzün stresinin Ceyda'ya fazla geldiğini söyledi ve sonra evlendiğimizde ona bir abla gibi davranıp davranamayacağımı sordu. Birkaç dakika sonra bir mesaj daha geldi: "Düğünü erteliyoruz. Ceyda'nın hastanede bana ihtiyacı var." Gözyaşı bekliyordu. Sabırla beklememi, onun gizli hayranı için ikinci plana atılmayı lütfedip kabul etmemi bekliyordu. Aşkımı zayıflık sanmıştı. Ama ben Elif Soykan'ım. Onurum bir kenara atılacak bir şey değil. Rehberimde onun adını geçip abisi Aslan'ı aradım; Ceyda'nın sözde nişanlısı olan adamı. "Kardeşinin düğünü iptal oldu," dedim, sesim sabit ve netti. "Ama gelin hala bir Karahan olacak. Belediye Sarayı'ndaki nikah dairesindeyim. Otuz dakikan var."
Düğün provamdaydım, nişanlım Arda'nın karşısında, nikah masasında duruyordum. Evliliğimizin yılın olayı olması, iki köklü ailenin mükemmel bir birleşimi olması gerekiyordu.
Sonra, müstakbel görümcesi Ceyda yere yığıldı.
Arda, bir an bile bana bakmadan sandalye sıralarının üzerinden atladı, Ceyda'yı kucakladı ve beni tek başıma, herkesin içinde rezil olmuş bir halde bırakarak salondan dışarı fırladı.
Saatler sonra nihayet sesli mesajı geldi. Sesi duyguyla boğuklaşıyordu ama bu duygu bana yönelik değildi. Ceyda'nın gizli bir kalp rahatsızlığı olduğunu ve on yıldır gizlice ona aşık olduğunu söyledi.
Düğünümüzün stresinin Ceyda'ya fazla geldiğini söyledi ve sonra evlendiğimizde ona bir abla gibi davranıp davranamayacağımı sordu. Birkaç dakika sonra bir mesaj daha geldi: "Düğünü erteliyoruz. Ceyda'nın hastanede bana ihtiyacı var."
Gözyaşı bekliyordu. Sabırla beklememi, onun gizli hayranı için ikinci plana atılmayı lütfedip kabul etmemi bekliyordu. Aşkımı zayıflık sanmıştı.
Ama ben Elif Soykan'ım. Onurum bir kenara atılacak bir şey değil.
Rehberimde onun adını geçip abisi Aslan'ı aradım; Ceyda'nın sözde nişanlısı olan adamı.
"Kardeşinin düğünü iptal oldu," dedim, sesim sabit ve netti.
"Ama gelin hala bir Karahan olacak. Belediye Sarayı'ndaki nikah dairesindeyim. Otuz dakikan var."
Bölüm 1
Büyük salonun kristal avizeleri, koridoru süsleyen beyaz güllerin üzerine sıcak, altın rengi bir ışık yayıyordu. Bu, şehrin en köklü iki ailesini birleştirecek olan Elif Soykan'ın düğün provasıydı. Nikah masasında duruyordu, kalbi dopdolu, nişanlısı Arda Karahan'a bakıyordu.
Sonra misafirlerin arasından bir fısıltı dalgası yayıldı.
Arda'nın müstakbel görümcesi Ceyda Acar, yumuşak kırmızı halının üzerine yığılmıştı. Yüzü bembeyazdı, eli göğsünü sıkıyordu.
Arda, Elif'e bir an bile bakmadı. Sandalye sıralarının üzerinden atladı, dosdoğru Ceyda'ya koştu. Yüzünde bir panik maskesiyle onu kucakladı ve birinin ambulans çağırması için bağırarak salondan dışarı fırladı.
Elif, nikah masasında tek başına kalmıştı; geleceklerinin sembolü şimdi onun halka açık aşağılanmasının sahnesi olmuştu. Misafirlerin acıma ve merak dolu fısıltıları, her türlü bağırıştan daha yüksek gelen boğuk bir uğultuydu.
Sessiz, boş gelin odasında saatler geçti. Sonunda telefonu titredi. Bir arama değil, Arda'dan uzun bir sesli mesajdı.
Sesi duyguyla boğuklaşıyordu ama bu duygu ona yönelik değildi. "Elif, Ceyda... Kalıtsal bir kalp rahatsızlığı var. Doktorlar herhangi bir duygusal sıkıntının bunu tetikleyebileceğini söylüyor. O... o on yıldır bana aşıkmış, inanabiliyor musun?"
Elif'in eli uyuştu.
"Sadece bizim görücü usulü evliliğimizi duyunca abim Aslan'la evlenmeyi kabul etmiş. Cesur olmaya çalışıyormuş. Düğünümüzün stresi ona çok ağır geldi."
Elif'in dudaklarından soğuk, boş bir kahkaha döküldü. Sessiz odada yabancı gibiydi.
"Dinle," diye devam etti Arda, sesi samimiydi, "Ceyda hastaneden çıktığında, düşünüyordum da... o kadar çok şey yaşadı ki. Belki ona bir abla gibi davranabilirsin. Şu an aldığı oyunculuk işi bittiğinde hep birlikte yaşayabiliriz. Bu ona iyi gelir."
Bu küstahlığın boyutu nefes kesiciydi. Onu sadece ikinci plana atmakla kalmıyor, tüm geleceklerini onun gizli hayranını da içerecek şekilde yeniden yazıyordu.
Bir dakika sonra bir mesaj geldi.
Arda: Düğünü ertelemek zorundayız. Ceyda'nın iyileşmek için zamana ihtiyacı var. Ben hastanede onunla olacağım.
Ertelemek. İptal etmek değil. Sanki bu küçük bir aksilik, bir maçtaki yağmur molası gibiydi.
Elif, telefonunun karanlık ekranındaki yansımasına baktı. O, Soykan ailesinden Elif Soykan'dı. Adının bir anlamı vardı. Onuru, bir aptalın bir kenara atacağı bir oyuncak değildi.
Arda'nın ne beklediğini çok iyi biliyordu. Gözyaşı bekliyordu. Sabırla beklemesini, anlayış göstermesini, bu tuhaf ve hakaret dolu teklifi lütfedip kabul etmesini bekliyordu. Onun aşkını zayıflık sanmıştı.
Neredeyse acı veren bir netlikle, rehberinde gezindi, Arda'nın adını geçti ve bir başkasında durdu.
Aslan Dağdelen.
Arda'nın abisi. Ceyda'nın sözde nişanlısı.
Arama tuşuna bastı. İkinci çalışta açtı, sesi sakin ve alçaktı.
"Aslan."
"Elif. Her şey yolunda mı? Olanları duydum."
"Kardeşinin düğünü iptal oldu," dedi, sesi sabit ve netti, her türlü duygudan arınmıştı.
Hattın diğer ucunda bir duraksama oldu.
"Ama," diye devam etti, dudaklarında belli belirsiz, keskin bir gülümseme belirirken, "gelin hala bir Karahan olacak. Belediye Sarayı'ndaki nikah dairesindeyim. Sana otuz dakika veriyorum."
Cevabını beklemedi. Şartlarını ortaya koymuştu, meydan okuması açıktı.
"Gelin hala bir Karahan," diye fısıldadı kendi kendine, gözleri parlarken. "Bakalım hangisi."
Telefonu kapattı, kararı verilmişti. Bekleyen kadın o olmayacaktı.
---
Rose Manasse tarafından yazılan diğer kitaplar
Daha Fazla