/0/92000/coverorgin.jpg?v=2d0b34eb7aea74ccb0fb570ceb3042e2&imageMogr2/format/webp)
"Bu evliliği burada bitirelim."
O tek cümle, Ceren Yilmaz'i zengin bir ailenin gözden düşmüş gelinine çevirmeye yetti. Üç yıl boyunca kocası Berk Demir'e sadakatle bağlı kalmış, karşılığında yalnızca yüreği kırılmıştı.
Üçüncü yıl dönümünde, Ceren heyecanla Berk'in ofisine gitmiş, onu kutlamaya çağırmak istemişti. İçeri girer girmez, gözleri masanın üzerindeki parıldayan süslü kolyeye takıldı. Kolyenin kendisi için alındığını sanmıştı.
Ancak Berk bakışını yakaladı ve mücevher kutusunu umursamazca kapattı. "Yelda geri döndü. "Bu onun hediyesi," diye açıkladı; sözleri keskin ve soğuktu, yanlış anlama payı bırakmıyordu.
O an, her şey acı verici bir berraklıkla yerine oturdu. Ceren bakışlarını yere indirdi; kalın çerçeveli gözlükleri, gözlerinde kabaran acı ve hayal kırıklığını gizlemeye yetmiyordu.
Berk'in eski aşkı Yelda Mutlu geri dönmüş, kalbindeki yerini yeniden almıştı. O an Ceren, Berk'le geçen üç yılın ardından aslında oraya hiç ait olmadığını, sevgisini kazanamadığını, hep eşiğin dışında kaldığını; şimdi de eskimiş, lüzumsuz bir eşya gibi kenara itildiğini anladı.
Berk'in kaşları öfkeyle çatıldı; sabrı tükenirken Ceren'in omuzları çökmüş, sessizce duruşunu seyretti. "Sana tazminat vereceğim. Hadi, bunu kapatıp yolumuza bakalım. "Kendini kandırma; ait olmadığın bir yere aitmişsin gibi davranma," dedi, sesi buz gibiydi.
Dürüst olmak gerekirse, Berk Ceren'in görünüşünde, duruşunda ya da evi çekip çevirişinde kusur bulmamıştı. Sorun şuydu: Ceren onu yalnızca sıkıyordu. Berk'in gözünde Ceren, ağzında tat bırakmayan bir yemek gibiydi—tat vermeyen, kolayca kenara itilecek türden. Evdeki düzen ve verim, onu Berk'in arzuladığı kadın kılmıyordu.
Ceren'in suskunluğu, Berk'in alnındaki çizgileri daha da derinleştirdi. Sesi iyice soğudu. "Kararını vermen için üç günün var. Sabırımı zorlama—sonsuz sabrım yok."
Ceren, tereddüt etmeden, "Daha fazla zamana gerek yok," diye yanıt verdi. Hemen şimdi imzalayacağım. Sakinlikle kalemi aldı, boşanma evrakına adını attı.
Mahkemede gereken işlemleri birlikte tamamladılar; kısa sürede tüm resmî prosedür geride kaldı.
Dışarı çıktığında, Ceren göğsünde ağır bir sızı hissetti; fakat içine tuhaf bir özgürlük doldu.
Berk'in kalbine ulaşma umudu söndü—artık tek taraflı bir ilişkide ömrünü heba etmeyecekti. Bundan böyle umutla hüsran arasında savrulmayacak; karşılık vermeyen bir adamı sevmenin kendi kendine açtığı yaraları taşımayacaktı. Sürüp giden acı, bin kesikle can vermek gibiydi; en iyisi bir kerede kesip atmaktı. Ve şimdi nihayet her şey bitmişti—geri dönüşü olmayan bir sona varılmıştı.
Berk'in telefonunun ansızın çalan zili, Ceren'in dalgınlığını dağıttı. Berk telefonu açtı; yüzündeki endişe bir anda keskinleşti. "Ne? Yelda hastaneye mi kaldırıldı? Hemen geliyorum!"
Vedalaşmadan Berk arabasına fırladı ve hızla uzaklaştı; Ceren'e ne bir yolculuk teklif etti ne de ikinci bir bakış.
Yelda söz konusu olunca Berk, elindekini avucundakini bırakır, aklı fikri onda olurdu.
Berk ortadan kaybolur kaybolmaz, siyah-kırmızı şık bir Bugatti Ceren'in tam önünde şak diye durdu.
İçinden, Ceren'in en yakın arkadaşı Devin Meric indi; üstünde cesur bir kıyafet, yüzünde geniş, muzip bir gülümseme vardı. "Özgürlük sana pek yakışıyor, Ceren. Nihayet o curcunadan sıyrıldığın için tebrikler."
/0/98612/coverorgin.jpg?v=51b18ad4f47f0fdeabc983a8f13adbcc&imageMogr2/format/webp)
/0/88144/coverorgin.jpg?v=83dec5fb19468653f2d9eb5ee8461786&imageMogr2/format/webp)
/0/88124/coverorgin.jpg?v=ba975a74f43d238e1816d0f7ed4c086f&imageMogr2/format/webp)
/1/111853/coverorgin.jpg?v=5ad9c4a6ce00cbcdf3f4659441e3a4a8&imageMogr2/format/webp)
/1/110625/coverorgin.jpg?v=64b4eff2149141be5b2c412c5156d028&imageMogr2/format/webp)
/1/115132/coverorgin.jpg?v=456ad8982c41b70ae55a01a3d0ad3206&imageMogr2/format/webp)
/0/88100/coverorgin.jpg?v=52273c14b36c100f379ea42d90d2f06d&imageMogr2/format/webp)
/0/96346/coverorgin.jpg?v=74d49661deb2c57a53c453954202792b&imageMogr2/format/webp)